KAYABAŞI KÖYÜ

KAYABAŞI KÖYÜ

       Gümüşhane şehir merkezinden yola çıkıp 2280 rakımlı Kostan Dağı’nı aştıktan sonra Şephane ve İkiz köylerinin hemen ardından gelen köydür Kayabaşı Köyü. Gümüşhane merkeze 55, Trabzon’a ise 60 km uzaklıktadır. Eski adı Gavras olan köy cumhuriyet döneminde Kayabaşı ismini almıştır.

Köyün ilk sakinleri hakkında net bilgiler olmamakla birlikte Erikler ve Çukur mevkilerinde etnik kökeni ve kimlikleri bilinmeyen topluluklar yaşamıştır. Halk dilinde ‘davun’ olarak bilinen bir hastalığın musallat olduğu bu gruplar, mezarlarını ve farklı bir takım kalıntılarını geride bırakarak buraları terk etmişlerdir. Daha sonraları ise Niyazoğlu sülalesinden Ali oğlu Topal Osman buralara gelerek Kayabaşı Köyü’nün kurucu sahibi olmuştur. Topal Osman’dan sonra ise Peltekoğullarından Gub İbrahim köye yerleşmiştir. Niyazoğulları soyadı kanunundan sonra SEVİNÇ soyadını alırken Peltekoğulları ise PELTEK, ARTUN ve ARTAN soy isimlerini almıştır. Köyümüzdeki diğer aileler ise DOĞAN, YILMAZ, BALABAN, DURAN, ÇAKMAK ve KOÇ aileleridir.

Köyün temel geçim kaynağını tarım ve hayvancılık oluşturmaktadır. Yer şekillerinin ve iklim özelliklerinin tarımı belli ürünlerle sınırlaması dolayısıyla köy halkı başta inşaat sektörü olmak üzere farklı iş kollarına yönelmişlerdir. Ayrıca geçmiş yıllarda kervancılık da köyün önemli gelir kaynaklarındandır. Trabzon limanından teslim aldıkları ticaret malları Erzurum, Erzincan, Elazığ ve Diyarbakır üzerinden Şam, Halep gibi ülke dışındaki şehirlere 40-60 adet attan oluşan kervanlarla nakleden kervancılar bu yolla önemli gelirler elde etmekteydiler. Yine aynı kervanlar dış ülkelerden de aldıkları malları aynı güzergâhla Trabzon limanına taşımışlardır. O dönemde bilinen en önemli kervancılar ise Salih Çavuş (ARTUN) ve Recep Ağa (ARTUN) ‘dır.

Kayabaşı Köyü’nde sert karasal iklim şartları etkili olmakla birlikte geçiş iklimi olarak karadeniz etkileri de görülmektedir. Kışları soğuk ve kar yağışlı, yazları serin geçen köy bitki çeşitliliği açısından da zengindir. Baharın müjdecisi kardelen çiçekleriyle başlayan görsel şölen papatya, kuymak çiçeği, zambak, tutya çiçeği, at ayağı, horosan, dağ gülü, menekşe ve daha birçok türle güzün habercisi olan yayla çiçeğine kadar devam eder. Bu süreçte dağlar bin bir renge bürünür. Eğer hafif yağmurlu bir havada kır gezisine cıkmışsanız, buram buram memleket kokan toprak kokusuna karışmış çiçek kokularıyla kendinizden geçebilirsiniz.

Köyümüz kendine has yemek çeşitleriyle zengin bir mutfağa da sahiptir. Sebzenin fazla yetişmediği köyde yöre insanı farklı bitki türlerinden değişik tatlar çıkarmıştır. Lahana sulusu, kapuska, gendime pilavı, kara pancar, çaşur, gongoroş, kuymak, ziron, kazıkaldıran, patates kavurması, hamsi puğlama köydeki yemeklerin en seçkin örnekleridir. Genellikle tandırda pişirilen bu yemekler yine tandıra vurulan lavaş ekmeği ile tüketilirdi. Bunların yanında köyde kışın vazgeçilmezlerinden birisi de avcılıktır. Tavşan ve keklik avlanan başlıca hayvanlardır.

İçerisinden iki tane dere geçen köyde birçok ırmak ve göze bulunmaktadır. Çağrak su ve soğuk su köy halkının vaz geçemediği iki pınardır.

Memleket savunmasında kahramanca yer alan Kayabaşı gençleri için askerlik vazifesi en şerefli görevlerin başında gelir. Köyün Osmanlı döneminde birçok şehit ve gazisi olduğu gibi yakın zamanda güney doğuda da şehidi bulunmaktadır. 1995 yılında hain terör örgütü pkk militanlarıyla Tunceli’de girdiği çatışmada şehit düşen piyade er Yücel DOĞAN hem memleket tarihine hem de köyümüz tarihine adını altın harflerle yazdırmıştır. Henüz yirmi yaşında, hayatının baharında kaybettiğimiz Yücel DOĞAN bugün Kayabaşı Köyü’ndeki kabrinde uğrana can verip kanını akıttığı şanlı bayrağımızı gururla dalgalandırmaktadır.

1950’li yıllardan itibaren Türkiye de sosyo ekonomik yapı değişmeye başlamıştır. Başlatılan sanayi hamlesi ve altyapı yatırımlarıyla şehirler; iş, sağlık, eğitim, sosyal yaşam gibi alanlarda köylere göre daha cazip hale gelmiştir. Türkiye’nin özellikle Karadeniz bölgesinden büyük şehirlere doğru başlayan göç dalgası Kayabaşı Köyü’nü de etkisi altına almıştır. Köyden İstanbul başta olmak üzere İzmir, Bursa, Adapazarı, Ankara, Muş, Tekirdağ, Trabzon gibi şehirlere büyük göç hareketleri olmuştur.  Bu neticede köy nüfusu hızla azalmış ve bugün üç haneye kadar düşmüştür.

Rahmeti babam Şerif ARTUN’dan 1988 de aldığım muhtarlık görevini halen devam ettirmekteyim. Gurbetteki hemşerilerimden senede bir defa da olsa mutlaka köyü ziyaret etmelerini istiyorum. Köy içerisinde son senelerde yapılan altyapı çalışmalarıyla bütün evlere araba yolu da ulaşmaktadır. Şenliklere katılmak için gelecek köylülerimizin mevcut evlerini onarmaları ya da yeniden inşa etmeleri köyümüz geleceği acısından son derece önemlidir.

Seneye tekrardan yapılacak şenliğimize daha geniş bir katılımla tüm hemşerilerimi şimdiden davet ediyorum. Tüm köylülerime hasretle, selam sevgi ve saygılarımla.

 

İlhan ARTUN

Kayabaşı Köyü Muhtarı

 

WebVilla Web Tasarım Sultanbeyli Web Tasarım imar